Murat Sana
Murat Sana
Murat Sana
Murat Sana
Murat Sana
Murat Sana
Murat Sana
Murat Sana

MURAT SANA

İlk olarak, sizi tanımayan insanlar için kendinizi tanıtır mısınız?

1984 Ordu doğumluyum. Yaklaşık 15 yıldır Ankara’da avukatlık yapmaktayım. Astronomiye çocuk yaşlardan itibaren devam eden ilgim yaklaşık sekiz sene önce astrofotoğrafçılığa yönelmem ile başka bir boyuta taşındı. 2017 yılında kurucularından olduğum Ankara Astronomi Topluluğu ile gözlem ve astrofotoğrafçılık kampları düzenliyor, çeşitli üniversitelerde, konferanslarda ve ulusal çapta yapılan şenliklerde eğitimler veriyorum.

Geçtiğimiz sayılarımızda astrofotoğrafların tek bir alandan ibaret olmadığını öğrenmiştik. Siz astrofotoğrafçılığın hangi alanı ile ilgileniyorsunuz?

Ağırlıklı olarak derin uzay ile ilgileniyorum ancak hem derin uzay, geniş açı ve güneş sistemi görüntülemeleri için de 4 farklı optik tüp ve 2 ayrı montür ile astrofotoğraçılığın her alanı ile ilgilendiğim söylenebilir. Her alan kendi içerisinde farklı çekim teknikleri ve ekipman gereksinimleri barındırdığından yılın belirli dönemlerinde çekime en uygun objeleri (galaksiler – nebulalar – kuyrukluyıldızlar – gezegen yakınlaşmaları vb.) uygun ekipmanlarla görüntülemeye çalışıyorum.

Bir gök cisminin atmosferinin olup olmaması ışık hassasiyetini nasıl etkiler?

Derin uzay objeleri için bu durum bir önem arz etmiyor çünkü derin uzayda atmosferi olan yani gezegenleri optik yolla görüntülemek mesafelerin büyüklüğünden dolayı imkansız. Ancak güneş sistemi objeleri için, örneğin Mars ve Venüs çekimleri için atmosferin varlığı, elde edilen detay açısından fark yaratabiliyor. Özellikle Venüs’ün kalın atmosferi yüzeyinin görüntülenmesine imkan vermediği için tıpkı Ay’da olduğu gibi evrelerini görüntülemekle yetiniyoruz.

Mars için ise kutup noktalarındaki buzullar, bazı yüzey şekilleri ve ince atmosfer tabakası büyük açıklığa sahip teleskoplar ve uygun görüş koşulları mevcutsa ayırdedilecek kadar belirgin olabiliyor.

Uzun pozlama yaptığınız zamanlarda pozlama süresince cismin gökyüzündeki hareketini nasıl takip ediyorsunuz?

Derin uzay için ekvatoryel tip dediğimiz ve takip özelliği olan montürler ile gökcisimlerini takip edebiliyoruz. Ancak bu cihazlar içindeki dişli sistemindeki boşluklar, dişlilerin yapımındaki hassasiyet, kutup ayarının atmosfer kırılımı nedeniyle hatasız olarak yapılamaması ve benzeri bir çok faktörden dolayı ayrıca bir kılavuz sistemi dediğimiz donanımdan da faydalanıyoruz. Kılvazu sistemi (guiding) görüntüleme yapılan optik tüp yanında nispeten daha küçük optik tüp ve kamera yardımı ile görüş alanındaki bir yıldızın piksel bazında takip edilerek montürün içindeki bilgisayar sistemine komut vermesiyle çalışıyor. İki sistem senkronize şekilde görüntüleme yapılan gökcisminin kadraj içerisinde yer değiştirmemesi için çok yüksek hassasiyetle birbiri ile haberleşerek takibin en iyi şekilde olmasını sağlıyor.

Astrofotoğrafçılar çektikleri astrofotoğrafların telif haklarını nasıl güvence altına alabilir? İzinsiz kullanımı durumunda nasıl bir yasal süreç işlemektedir?

Bir fotoğrafın telif hakları ile güvence altına alınabilmesi için asgari düzeyde özgünlük taşıması gerekir. Genel kural olarak her fotoğrafın bir “özgünlük” taşıdığı varsayımı kabul edilmektedir. Konuya astrofotoğrafçılık açısından bakıldığında; bu özgünlük ilk bakışta farkedilemese bile, teknik anlamda kullanılan çekim teknikleri, filtreler, kadraj, pozlama süresi, ham verilerin işlenmesindeki farklılıklar teknik anlamda fotoğrafın özgünlüğüne etki eden temel faktörlerdir. Örneğin Andromeda Gökadası’nın internette birbirine benzer binlerce fotoğrafını görebilirsiniz. Bu fotoğrafların her biri farklı çekim teknikleri ve donanım kullanılarak çekilmiş olabileceği gibi farklı tekniklerle işlenmiş de olabilir. Dolayısıyla bir gökyüzü objesinin ilk bakışta birbirine benzeyen ancak teknik anlamda çok farklı fotoğrafları olabilir. Astrofotoğrafçılık açısından bu özgünlük kavramını oluşturmaktadır.

Her bir astrofotoğraf genel olarak kendisini oluşturan birden fazla ham karenin birleştirilmesi ile oluşur. Bu ham kereler içine ayrıca fotoğrafın künyesini oluşturan bilgiler de yazılmaktadır. (EXIF yada Header) Bir astrofotoğrafın telif hakkının ihlal edildiğini düşünen fotoğrafçı bu ham kareler ve işlenmiş kare içerisindeki EXIF ya da header bilgileriyle sahipliğini ispat edebileceği gibi işleme yazılımları aracılığıyla uzamanlar tarafından da fotoğrafların telif hakkının ihlal edilip edilmediği kolaylıkla anlaşılabilir.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ‘nda fotoğraflar “eser” olarak korunmaktadır. ( FSEK, m. 4/5). Kanun, eser niteliği taşımasa bile bazı özel fotoğrafları da eser statüsünde kabul ederek koruma altına almıştır. “Her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleri” bu mahiyettedir (FSEK, m.2/3) Dolayısıyla astrofotoğraflar da bu kapsamda değerlendirilebilir.

Telif hakkı ihlal edilen fotoğrafçılar tarafından hak ihlalinin tespiti, müdahalenin önlenmesi, zararın giderilmesi ve ihlalde bulunanın cezalandırılması amacıyla hukuki yollara başvurma hakları vardır. Hukuk davaları ihlalin tespiti, durdurulması ve ihlalin varlığının tespiti halinde eser sahibine tazminat ödenmesine ilişkindir. Ceza davaları ise hakkı ihlal eden kişinin doğrudan ceza almasını konu alan davalardır. İhlalde bulunan kişiler hem hukuki hem de cezai yaptırım ile karşı karşıya kalabileceklerdir.

Müzikle ilgilenen biri olarak çektiğiniz astrofotoğrafları bir şarkı ile veya müzik türü ile bağdaştırdığınız oluyor mu?

Kamplarda çekim sırasında o anki ruh halime göre herhangi bir müzik türünü dinliyor olabiliyorum ama genellikle astrofotoğrafçılığı daha çok klasik ve ambient – chillout tarzı müzikler ya da orkestral ve enstrümantel parçalar ile bağdaştırıyorum.

Enstrüman çalmak ile astrofotoğrafçılık birbirini etkiler mi? İki alan analitik bir paydada buluşur mu?

Aslında tam da bu soruya örnek olabilecek tecrübeler yaşadık diyebilirim. Ankara Astronomi Topluluğu’ndan Özgür Cengiz arkadaşımızla kamplarda gitar ve buzuki eşliğinde çekim yapardık. Genellikle rembetiko tarzında enstrümantel şarkılar çalıp vakit geçirirdik. Daha sonra bu projeli ilerletip Retsine adında Rembetiko tarzında bir grup kurup çeşitli konserler verdik, TRT de radyo yayınlarına katıldık. Evrenin büyüleyici sonsuzluğu karşısında fotoğraf çekimleri sırasında derin düşüncelere kapılırken müziğin en büyük yol arkadaşı olduğunu söyleyebilirim.

Bizlere ve bu alanda ilgilenen / ilgilenmek isteyen arkadaşlarımıza söylemek istediğiniz son cümleleriniz ne olur?

İnsan düşünen ve merak eden bir varlıktır. Bilim, teknoloji ve sanatta bu noktaya gelmemize sebep olan merakımızı evrenin sonsuzluğu karşısında bir nebze de olsa giderebileceğiniz en güzel uğraş amatör astronomi ve astrofotoğrafçılıktır diyebilirim. Eğer bu konuda merakınız varsa önce çıplak gözle sonra basit bir dürbün ile gökyüzünü tanımaya çalışıp daha sonra astrofotoğrafçılığa adım atabilir gördüğünüz o güzel manzaraları fotoğraflarla belgeleyebilirsiniz. Hatta çıplak gözle göremediklerinizi teknlolojinin yardımıyla fotoğraflarda görüp hayrete kapılacaksınız. Bir ömür boyu sıkılmadan bıkmadan uğraşabileceğiniz bir hobi olduğu için bu konuda merakı olan herkese astrofotoğrafçılıkla uğraşmalarını tavsiye ediyorum.


Murat Sana #1
Murat Sana #2
Murat Sana #3
Murat Sana #4
Murat Sana #5
Murat Sana #6
Murat Sana #7
Murat Sana #8

MURAT SANA

İlk olarak, sizi tanımayan insanlar için kendinizi tanıtır mısınız?

1984 Ordu doğumluyum. Yaklaşık 15 yıldır Ankara’da avukatlık yapmaktayım. Astronomiye çocuk yaşlardan itibaren devam eden ilgim yaklaşık sekiz sene önce astrofotoğrafçılığa yönelmem ile başka bir boyuta taşındı. 2017 yılında kurucularından olduğum Ankara Astronomi Topluluğu ile gözlem ve astrofotoğrafçılık kampları düzenliyor, çeşitli üniversitelerde, konferanslarda ve ulusal çapta yapılan şenliklerde eğitimler veriyorum.

Geçtiğimiz sayılarımızda astrofotoğrafların tek bir alandan ibaret olmadığını öğrenmiştik. Siz astrofotoğrafçılığın hangi alanı ile ilgileniyorsunuz?

Ağırlıklı olarak derin uzay ile ilgileniyorum ancak hem derin uzay, geniş açı ve güneş sistemi görüntülemeleri için de 4 farklı optik tüp ve 2 ayrı montür ile astrofotoğraçılığın her alanı ile ilgilendiğim söylenebilir. Her alan kendi içerisinde farklı çekim teknikleri ve ekipman gereksinimleri barındırdığından yılın belirli dönemlerinde çekime en uygun objeleri (galaksiler – nebulalar – kuyrukluyıldızlar – gezegen yakınlaşmaları vb.) uygun ekipmanlarla görüntülemeye çalışıyorum.

Bir gök cisminin atmosferinin olup olmaması ışık hassasiyetini nasıl etkiler?

Derin uzay objeleri için bu durum bir önem arz etmiyor çünkü derin uzayda atmosferi olan yani gezegenleri optik yolla görüntülemek mesafelerin büyüklüğünden dolayı imkansız. Ancak güneş sistemi objeleri için, örneğin Mars ve Venüs çekimleri için atmosferin varlığı, elde edilen detay açısından fark yaratabiliyor. Özellikle Venüs’ün kalın atmosferi yüzeyinin görüntülenmesine imkan vermediği için tıpkı Ay’da olduğu gibi evrelerini görüntülemekle yetiniyoruz.

Mars için ise kutup noktalarındaki buzullar, bazı yüzey şekilleri ve ince atmosfer tabakası büyük açıklığa sahip teleskoplar ve uygun görüş koşulları mevcutsa ayırdedilecek kadar belirgin olabiliyor.

Uzun pozlama yaptığınız zamanlarda pozlama süresince cismin gökyüzündeki hareketini nasıl takip ediyorsunuz?

Derin uzay için ekvatoryel tip dediğimiz ve takip özelliği olan montürler ile gökcisimlerini takip edebiliyoruz. Ancak bu cihazlar içindeki dişli sistemindeki boşluklar, dişlilerin yapımındaki hassasiyet, kutup ayarının atmosfer kırılımı nedeniyle hatasız olarak yapılamaması ve benzeri bir çok faktörden dolayı ayrıca bir kılavuz sistemi dediğimiz donanımdan da faydalanıyoruz. Kılvazu sistemi (guiding) görüntüleme yapılan optik tüp yanında nispeten daha küçük optik tüp ve kamera yardımı ile görüş alanındaki bir yıldızın piksel bazında takip edilerek montürün içindeki bilgisayar sistemine komut vermesiyle çalışıyor. İki sistem senkronize şekilde görüntüleme yapılan gökcisminin kadraj içerisinde yer değiştirmemesi için çok yüksek hassasiyetle birbiri ile haberleşerek takibin en iyi şekilde olmasını sağlıyor.

Astrofotoğrafçılar çektikleri astrofotoğrafların telif haklarını nasıl güvence altına alabilir? İzinsiz kullanımı durumunda nasıl bir yasal süreç işlemektedir?

Bir fotoğrafın telif hakları ile güvence altına alınabilmesi için asgari düzeyde özgünlük taşıması gerekir. Genel kural olarak her fotoğrafın bir “özgünlük” taşıdığı varsayımı kabul edilmektedir. Konuya astrofotoğrafçılık açısından bakıldığında; bu özgünlük ilk bakışta farkedilemese bile, teknik anlamda kullanılan çekim teknikleri, filtreler, kadraj, pozlama süresi, ham verilerin işlenmesindeki farklılıklar teknik anlamda fotoğrafın özgünlüğüne etki eden temel faktörlerdir. Örneğin Andromeda Gökadası’nın internette birbirine benzer binlerce fotoğrafını görebilirsiniz. Bu fotoğrafların her biri farklı çekim teknikleri ve donanım kullanılarak çekilmiş olabileceği gibi farklı tekniklerle işlenmiş de olabilir. Dolayısıyla bir gökyüzü objesinin ilk bakışta birbirine benzeyen ancak teknik anlamda çok farklı fotoğrafları olabilir. Astrofotoğrafçılık açısından bu özgünlük kavramını oluşturmaktadır.

Her bir astrofotoğraf genel olarak kendisini oluşturan birden fazla ham karenin birleştirilmesi ile oluşur. Bu ham kereler içine ayrıca fotoğrafın künyesini oluşturan bilgiler de yazılmaktadır. (EXIF yada Header) Bir astrofotoğrafın telif hakkının ihlal edildiğini düşünen fotoğrafçı bu ham kareler ve işlenmiş kare içerisindeki EXIF ya da header bilgileriyle sahipliğini ispat edebileceği gibi işleme yazılımları aracılığıyla uzamanlar tarafından da fotoğrafların telif hakkının ihlal edilip edilmediği kolaylıkla anlaşılabilir.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ‘nda fotoğraflar “eser” olarak korunmaktadır. ( FSEK, m. 4/5). Kanun, eser niteliği taşımasa bile bazı özel fotoğrafları da eser statüsünde kabul ederek koruma altına almıştır. “Her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleri” bu mahiyettedir (FSEK, m.2/3) Dolayısıyla astrofotoğraflar da bu kapsamda değerlendirilebilir.

Telif hakkı ihlal edilen fotoğrafçılar tarafından hak ihlalinin tespiti, müdahalenin önlenmesi, zararın giderilmesi ve ihlalde bulunanın cezalandırılması amacıyla hukuki yollara başvurma hakları vardır. Hukuk davaları ihlalin tespiti, durdurulması ve ihlalin varlığının tespiti halinde eser sahibine tazminat ödenmesine ilişkindir. Ceza davaları ise hakkı ihlal eden kişinin doğrudan ceza almasını konu alan davalardır. İhlalde bulunan kişiler hem hukuki hem de cezai yaptırım ile karşı karşıya kalabileceklerdir.

Müzikle ilgilenen biri olarak çektiğiniz astrofotoğrafları bir şarkı ile veya müzik türü ile bağdaştırdığınız oluyor mu?

Kamplarda çekim sırasında o anki ruh halime göre herhangi bir müzik türünü dinliyor olabiliyorum ama genellikle astrofotoğrafçılığı daha çok klasik ve ambient – chillout tarzı müzikler ya da orkestral ve enstrümantel parçalar ile bağdaştırıyorum.

Enstrüman çalmak ile astrofotoğrafçılık birbirini etkiler mi? İki alan analitik bir paydada buluşur mu?

Aslında tam da bu soruya örnek olabilecek tecrübeler yaşadık diyebilirim. Ankara Astronomi Topluluğu’ndan Özgür Cengiz arkadaşımızla kamplarda gitar ve buzuki eşliğinde çekim yapardık. Genellikle rembetiko tarzında enstrümantel şarkılar çalıp vakit geçirirdik. Daha sonra bu projeli ilerletip Retsine adında Rembetiko tarzında bir grup kurup çeşitli konserler verdik, TRT de radyo yayınlarına katıldık. Evrenin büyüleyici sonsuzluğu karşısında fotoğraf çekimleri sırasında derin düşüncelere kapılırken müziğin en büyük yol arkadaşı olduğunu söyleyebilirim.

Bizlere ve bu alanda ilgilenen ve ilgilenmek isteyen arkadaşlarımıza söylemek istediğiniz son cümleleriniz ne olur?

İnsan düşünen ve merak eden bir varlıktır. Bilim, teknoloji ve sanatta bu noktaya gelmemize sebep olan merakımızı evrenin sonsuzluğu karşısında bir nebze de olsa giderebileceğiniz en güzel uğraş amatör astronomi ve astrofotoğrafçılıktır diyebilirim. Eğer bu konuda merakınız varsa önce çıplak gözle sonra basit bir dürbün ile gökyüzünü tanımaya çalışıp daha sonra astrofotoğrafçılığa adım atabilir gördüğünüz o güzel manzaraları fotoğraflarla belgeleyebilirsiniz. Hatta çıplak gözle göremediklerinizi teknlolojinin yardımıyla fotoğraflarda görüp hayrete kapılacaksınız. Bir ömür boyu sıkılmadan bıkmadan uğraşabileceğiniz bir hobi olduğu için bu konuda merakı olan herkese astrofotoğrafçılıkla uğraşmalarını tavsiye ediyorum.